Ana Sayfa
Tarihçe
Üye Belediye Listesi
Encümen Üyeleri
Danışma Kurulu
Haberler
Etkinlik Takvimi
TKB Buluşmaları
Bildirgeler/Kararlar
Basın Merkezi
Kürsü Sizin
Bilgi-Belge Arşivi
E-Yerel Kimlik
Koruma Ödülleri
200 Ortak 200 Eser
TKB Yönetimi
Tüzük
Üyelik Koşulları
2008 Yılı Faaliyet Raporu
İletişim
ENGLISH
FRANÇAIS

Avrupa Tarihi Kentler Birliği
Çekül Vakfı

 
Kürsü Sizin / BİR KÖY... BİR İNSAN...

Bu topraklarda yaşamak, sürekli bilgilenmeyi, büyük bir sorumluluk taşımayı gerektirir. Çünkü dünya uygarlık tarihinin tüm evrelerinin sağlıklı belirlenmesi, bu topraklardaki kültürel kimliğin karanlıktan aydınlığa çıkarılmasına bağlıdır. Bu büyük geçmiş adım adım öğrenilmeye başlandığında, ister istemez Anadolu’da yaşamanın nasıl özel bir anlam taşıdığı hemen ortaya çıkar.

İnsanoğlunun ayakta dik durmaya başladığı ilk günden beri geçirdiği tüm serüvenin izlerini bu topraklarda büyük bir titizlikle saptamak istersek, binlerce özellikle yüklü yerleşme yeri karşımıza çıkar. Bu yerleşme yerlerinin kültürel varlığının belirlenmesi ise, bizlerin olduğu kadar dünya uluslarının da ortak sorumluluğunu gerektirecek boyutlarda olduğu görülür.

Bunun sıcak bir örneği, UNESCO’nun 1994 yılının Aralık ayında Safranbolu’yu “Dünya Miras Listesine almasıdır. Bu karar, bir anlamda Safranbolu’nun Anadolu kültürünün özgün bir örneği olduğunu gösterdiği kadar, dünyaya da esin kaynağı olacak niteliklerle yüklü olduğunu belgelemektedir. Dünyanın da ortak malı olduğunu kanıtlamaktadır.

Böyle bir ortamda, Anadolu’nun binlerce köy yerleşmesi içinde, dünya kültür mirasına katkıda bulunabilecek örnekler bulmak mümkündür. Çünkü Anadolu’da tarih köklü yazılmış, her ölçekte yerleşme yerine özel bir anlam yüklenmiştir.

Bu tür yerleşme yerlerinin simgelerinden birisi de Yörük Köyü’dür. Gerçekten Anadolu’da yerleşme kültürünün boyutlarını belirlemek, toplumsal ve kültürel kimliğin oluşmasının nedenlerini saptamak, insan çevre ilişkisinin geçirdiği evreleri kanıtlamak açısından Yörük Köyü somut bir örnektir.

Özgün yapısıyla “Dünya Miras Listesi”ne giren Safranbolu’yu sağlıklı açıklamak için bile, ondan kopmaz bir parça olan Yörük Köyü’nün tüm boyutlarıyla ele alınması kaçınılmaz olmaktadır. 1950’li yıllardan beri yaşamıma karışan Yörük Köyü’nü, yalnız geleneksel Anadolu konutunun evrimi açısından değerlendirmek ise, birçok gerçeği gözardı etmek demektir.

Kuşkusuz Yörük Köyü’nün yerleşim ilkesi, evlerinin tasarım özellikleri, ev-bahçe-tarla ilişkileri, Safranbolu ile ortak veya ayrılan yanları, birçok bilinmeyenlere ulaşmamızda yardımcı olmaktadır. Bunların yanı sıra çok önemli bir diğer özellik, yaşayan insanların geçmişten geleceğe taşıdıkları özlü değerlerdir. Hızla bu değerleri yitirmeye başlayan bir toplum olarak, Yörük Köyü’nde bunun korunmuş olması önemli bir varlıktır.

Bu önemli varlığın simgelerinden birisi de değerli dostum, eğitimci Ali Rıza Baykal’dır. Safranbolu ve çevresinde yaptığım araştırmaların 1950’li yıllardan bugüne uzanan geçmişinde, dostluklarımızın pekişerek sürdüğü kişilerin arasında Ali Rıza Baykal’ın özel bir yeri vardır. 1975 yılında ilki yapılan “Safranbolu Mimarlık ve Folklor” haftalarının oluşturulmasında ve desteklenmesinde, onun arkadaşlarıyla birlikte gösterdiği özverili çabaları unutulamaz.

Yaşamının büyük bir bölümünü Yörük Köyü’nün önemine uygun tanıtılmasına adayan Ali Rıza Baykal, bir yandan da olanakları oranında bu köyün halkbilimi açısından özellikler taşıyan değerlerini derlemeye çalışmıştır. Bu çabaların sonuçlarının yayınlanmasında tüm destekleri incelikle göz ardı eden Ali Rıza Baykal, her şeyi kendi olanaklarıyla sonuçlandırmayı yeğlemiştir. “Nasıl artık Yörük gibi kimlikli bir köy bulmak güçse, Ali Rıza Baykal gibi kişiler bulmak da güçleşmektedir.”

Sık kullandığım Edip Cansever’in dizelerini burada tekrar anımsamak istiyorum: “İnsan yaşadığı yere benzer. O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer.” Gerçekten Yörük Köyü ve insanları, büyük bir görgünün sonucudur. Dünden bugüne, bugünden geleceğe Anadolu’nun akıp gelen özlü değerlerinin ne anlama geldiğini görmek istiyorsanız, bu insanlarla onların yarattığı ortamı birlikte görmeniz, bu insanların yaşadıkları yere ne kadar çok benzediklerini saptamanız gerekir.

“Türkiye’nin kültürel kimliğini doğru oluşturmak istiyorsak, Yörük Köyü haritada bir nokta, insanları ise bir damladır.” Ancak bu nokta ve damla, kültürel kimliğin, kültürel mirasın ancak ona uygun insanlarla, dayanışmalarla, örgütlenmelerle ayakta tutulabileceği gerçeğini de göstermektedir.

1975 yılından beri, Safranbolu gibi Yörük Köyü üzerinde de yoğun çalışıyoruz. Safranbolu’nun tümüyle varlığını koruyabilmesi için, ülkemizin dar olanaklarını diri tutmak istiyoruz. Yörük Köyü için ise, daha hiçbir katkı söz konusu değil. Ama köylerine gönül verenler, azalan nüfusa rağmen birer birer kendi evlerini kendi olanaklarıyla yanlışa düşmeden yaşatmanın yollarını arıyorlar. Değerli dostum Ali Rıza Baykal’ın kitabında izlediği yolu izliyor, desteksiz yarattıkları kültürü desteksiz ayakta tutuyorlar.

Safranbolu’nun dibinde yeşeren bu görkemli köy, günümüz kent yaşamından bunalan insanlar için kültürün, kimliğin ne anlama geldiğini gösteren simge gibi: Evi, bahçesi, sokağı, çeşmesi, kahvesi, mezar taşları, ahşap minareli mescitleri, unutulmaz insanlarıyla...

“...Dostum Ali Rıza Baykal, birlikteliğimiz bu ortamda inceliklerle dolu geçsin, Yörük Köyü yaşamını önemine uygun boyutlandırarak sürdürsün, kitabın da bu yolda bir başlangıç olsun.”


Prof.Dr. Metin Sözen


© 2003 Tarihi Kentler Birliği